Osmanlı Resim ve Heykel Sanatı

Osmanlı Resim Ve Heykel Sanatı I. Bayezid Heykeli
Osmanlı Resim Ve Heykel Sanatı I. Bayezid Heykeli

Ülkemizde diğer sanat dalları ile kıyaslandığında “heykel”in geçmişinin çok yeni ve halk tarafından en az tanınanı olduğu bilinmektedir. Bunun nedeni; Figürlü plastiğin Orta Asya Türk Kültürü’nde önemli bir yeri olmasına karşın, İslamiyet’in kabulünden sonra günah sayılması ve tasvirin yasaklanmasıdır.
Bununla beraber Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları dönemlerinde üç boyutlu plastikten uzaklaşılmakla birlikte; heykel tamamen ortadan kalkmamış; cami, kümbet, kervansaray, han, kale, gibi yapılarla mezar taşları üzerinde alçak ve yüksek kabartmalar biçiminde varlığını sürdürmüştür.
Osmanlı Dönemi’nde ise Devlet’in kuruluşundan XIX. yüzyıla kadar figürlü plastiğe hiç yer verilmemiştir. Osmanlı İmparatorluğu üç kıtaya hâkim olmanın verdiği özgüvenle, başta matbaa gibi yenilikleri reddederek kendi içine dönük kapalı bir toplum olarak varlığını sürdürürken XVIII. yüzyıldan itibaren Avrupa’da bilimsel ve teknolojik araştırmaların ardından yaşanan Sanayi Devrimi sonucunda hızlı bir değişim süreci başlamıştır. Batılı toplumlar her türlü gelişme ve ilerlemeye açık olan bu dönem içinde sosyo-ekonomik oluşumlara bağlı olarak yeni arayışlara yönelmişlerdir. Bu bağlamda başta Fransa olmak üzere Batılı ülkeler siyasi ve ticari çıkarlarını arttırabilmek amacıyla Osmanlı ile sıkı ilişkiler kurma yoluna girmişlerdir.
Öte yandan, Karlofça ve Pasarofça Antlaşmaları ile Avrupa’da ilk kez toprak kaybına uğrayan ve Batı’nın gerisinde kaldıklarını anlayan Osmanlı yöneticileri ise aradaki açığı kapatabilmek amacıyla Avrupa ile ilişkilerini gözden geçirip Batılılaşmaya yönelmişlerdir. Lale Devri’nden itibaren dönemin padişahları önderliğinde askerî, sosyal ve kültürel alanlarda yapılan reformlara sanatta batılılaşma girişimleri de eklenmiştir.
1 Plastik sanatlar alanında “Batı anlayışına uygun sanat eğilimleri; III. Selim’in büyük bir gizlilik içinde kendi portrelerini yaptırıp Avrupa’daki devlet büyüklerine göndermesi ile başlar (Renda, 1996: 139).
Daha sonra Padişah olan II. Mahmut’un Paris’e yolladığı Rupen Manas’a yağlıboya portresini yaptırıp Avrupa’daki örnekleri gibi resmî dairelere astırması da bu anlamdaki çabaların göstergesidir.
Ayrıca II. Mahmut ve I. Abdülmecid zamanlarında yabancı ressamların İstanbul’a gelişlerinin arttığı ve Pera’da sanatçı gruplarının oluştuğu bilinmektedir.
1834- 1835’te açılan Harbiye’i Şahane’de perpektifli resim derslerine yer verilmeye başlanması, saray tiyatrosunun açılması, sahne dekorları yapılması, tavan ve duvar resimlerindeki yenilikler, sanatta batılılaşmaya hız kazandırmıştır.

CEVAP VER